Yalancı Paça Çorbası
Yalancı Paça…
Adı yalancı ama lezzeti, tesellisi, şifası gerçek.
Soğuk bir kış günü, içi titreyen bir çocuğun önüne konan bu çorba, annenin kaşık kaşık uzattığı şefkattir.
Kemik bulunmaz içinde ama ilik gibi işler insanın içine.
Bu çorba aslında, olmayanı var etmektir.
Ayak paçası yoksa tavukla olur, kısıtlıysa zaman unu kavurup yoğurtla bağlarsın… Ama sarımsak ve sirke asla eksik edilmez.
İşte o zaman çorba, mutfağın ortasında sessizce bir dua gibi yükselir.
Bir zamanlar hastaya, doğum yapmış kadına, yolculuktan gelene yapılırmış.
“Şifa olsun” diye…
Ama bazen sadece “canı çorba çeken” birine de pişirilirmiş.
Çünkü Yalancı Paça’nın malzemesi kadar niyeti de önemlidir.
O yüzden belki adı yalancı, ama niyeti hep gerçekten iyi etmek.
Bir tas Yalancı Paça, geçmişi bugüne taşıyan, gelenekleri ekonomik olanaklarla harmanlayan bir zeka örneği.
Hem mütevazı, hem cömert.
Tıpkı anneler gibi.