Domatufay
Domatufay, yazın en sade hediyelerinden biridir. Rengi domatesten, kokusu taze biberden, ruhu ise eski mutfaklardan gelir. Sıcak bir yaz günü gölgede serinleyen sofralarda, bazen bir başyemek, bazen bir yan tat olur. Ama her zaman anne elinin sıcaklığını taşır.
Soğanla başlar hikâyesi; yağla buluşur, sonra biberle dost olur. Domatesler kabuklarından sıyrılıp yemeğe katıldığında mutfağı bir yaz öğleden sonrası sarar.
O esnada tencereden yükselen buhar, çocukluğun mutfağını anımsatır:
Bir tarafta soyulmuş domates kabukları, diğer yanda ince kıyılmış biber yığınları… Ve kapının kenarında sabırsız bir çocuk:
“Anne, oldu mu?”
Domatufay bolluğun değil, mevsimin ve emeğin lezzetiyle zenginleşmiş bir yemektir.
Bazı günler pirinçle yapılır, bazı günler bulgurla. Ama her gün ev gibidir, tanıdık, içten, yumuşak.
Bir tabak domatufay, yazı kucaklayan bir koku, geçmişi taşıyan bir tat, zamana karşı durmadan süren bir gelenektir.