Kuru Papara
Kuru Papara, yokluktan doğan en sade ama en kıymetli kahvaltılıklardan biridir. Sofralarda göz kamaştıran yemeklerin aksine; alçakgönüllü, suskun ama her evde tanınan bir lezzettir. Islak paparanın aksine, bu kez ekmek ıslatılmaz—tam aksine, kızgın yağla buluşarak altın rengine döner.
Sabahın erken saatlerinde sobanın üstüne bırakılan tavada cızırdayan bayat ekmek kokusu, çocukluğu anlatır.
Taze nane, domates ve yoğurtla tamamlanan tabaklarda, bir annenin eli vardır.
Ve çoğu zaman şöyle başlar cümleler:
“Evde başka bir şey yoktu ama kuru paparayı severiz ya…”
Çünkü bu yemek, bir şeyin yokluğunu değil, elindekinin kıymetini anlatır.
Bayat ekmekle yapılan bir şölen gibidir; sadedir ama bir lokmasıyla insana çocukluğunun mutfağını hatırlatır.
Kuru Papara, fakirliğin değil, üretkenliğin sofrasıdır.
Ve her tabakta dile gelir:
“Azı var, özle yapılmış.”