Yoğurtlu Börek
Bir tepsiye yalnızca börek değil, hürmet, dayanışma ve kadim bir gelenek de sığar.
Bazı lezzetler vardır, tek başına yenmez. Yoğurtlu börek onlardan biridir. O, bir paylaşım yemeğidir. Komşuya götürülür, yeni doğana, hastaya, misafire sunulur. Ama en çok da düğün evine girer. Çünkü o tepside, yalnızca kat kat hamur, yoğurt ve sarımsak değil; ellerin emeği, yüreğin cömertliği, kalbin hayırlı dilekleri taşınır.
Yufkalar özenle hazırlanır, içi çeşitlenebilir — peynirli, ıspanaklı ya da sade. Ama ne olursa olsun, üzerine gezdirilen sarımsaklı yoğurt ve kızgın tereyağı, ona karakterini verir. Tepsi fırından çıkınca mis gibi kokar; yanına bir kâse ayran ya da çay konur, oturulmaz bile, ayakta yenir bazen — o kadar sabırsızlıkla beklenir.
Kimi zaman gelinin dayısı, kimi zaman damadın halası taşır bu böreği düğün evine. Çünkü gelenekte börek, yalnızca bir ikram değil; katılımın ve desteğin göstergesidir. “Yanınızdayım,” demenin, “Birlikteyiz,” demenin sessiz ama anlamlı yoludur.
Yoğurtlu börek, düğün telaşının ortasında mutfağa uğrayan bir gelin kızın gülümsemesinde, ocakta kaynayan kalabalığın sevinç tenceresinde, annelerin birbirine usulca verdiği tarif defterindedir.
Bu börek, düğün sofralarının görünmeyen ama en çok hatırlanan nefasetidir.