Bizera
Bizera… Dilinizin ucunda bile yavaşça akıyor ismi. Kimi Kayış Tatlısı der ona, kimi Bicirito. Ama herkes bilir ki bu, fakirliğin içinde bulunmuş tatlı bir mucizedir. Un, su, pekmez ve ceviz… Az malzemeyle nasıl bu kadar zengin bir tat elde edilir, sorusunun cevabıdır Bizera.
Tepsiye yayılan karışım, üstü yağla kaplandıktan sonra fırına verilir. Ve fırından çıkan tatlı, hem damağa yapışır hem de hafızaya. Adını belki herkes duymamıştır ama tadan bir daha unutmamıştır.
İçine konan ceviz, sadece kıtırlık değil; bir bayram sabahının neşesi, bir annenin “Tatlısız olur mu hiç?” deyişi gibidir.
Pekmezle pişmiş her şey gibi, bu tatlının da kalbi sıcaktır. Yumuşak ortası ve gevrek kenarlarıyla, her lokmasında geçmişin izlerini taşır.
Bir zamanlar tepsilerle yapılan, komşuya da bir dilim bırakılan bu tatlı, şimdi belki daha az bilinir ama unutulmaya hiç gelmez.
Çünkü Bizera bir tatlıdan fazlasıdır.
Azın çoğa dönüştüğü, sade malzemenin sevgiyle kutsandığı eski bir mutfağın fısıltısıdır.