Kıymalı Kol Böreği
Kat kat açılan yufkaların arasına gizlenmiş sabır, emek ve geçmişin kokusu…
Kıymalı Kol Böreği, adını şeklinden alsa da, özünü evin bereketinden ve kadının emeğinden alır. Her katı ayrı ayrı açılan yufkalar, kimi zaman sabah ezanıyla başlayan bir telaşın, kimi zaman da düğün öncesi kaynayan mutfağın habercisidir. Tepsilere kol gibi kıvrıla kıvrıla dizilir; çünkü bu börek eğilip bükülmeyi, ama sonunda şekil almayı anlatır.
İç harcında kıyma vardır ama sadece et değildir bu. Soğanla yumuşamış, baharatla konuşmuş, sabırla kavrulmuş bir karışımdır. Her lokmasında sofrayı hazırlayanın el izi, gönül izi hissedilir.
Bu börek çoğu zaman bir bayram sabahının kokusu olur. Bazen uzaktan gelen bir misafir için yapılır, bazen de kız istemeye giden bir tepsinin içinde yerini alır. Soğukta da yenir, sıcakta da; ama en çok kalabalıkla yenince güzeldir.
Bir kol böreği dilimlenirken sadece hamur kesilmez, hayatın içinden bir parça da bölünür. Herkes eşit pay alır, koca bir tepsiden çıkan dilimler gibi.
Kol böreği, anneden kıza geçen bir sır gibidir. Ne kadar tarif verilirse verilsin, herkesin eli bir başka lezzet katar. Ama tek ortak nokta vardır:
Kıymalı Kol Böreği, evin kokusudur. Nerede pişerse pişsin, hep “ev” gibi kokar.