Logo
x
MÜBADİL LEZZETLERİ

Kaçamak

Kaçamak… Adı bile hafif bir tebessüm bırakır dudakta. Sanki bir mutfak oyunu gibi: “Bir şey yapmadan bir şey yaptım!” der gibi. Ama bu mütevazı yemeğin ardında, yoksulluğun onuru, sade sofraların zarafeti ve paylaşmanın en doğal hali gizlidir.

Mısır unuyla yapılan bu yemek, Karadeniz ve Rumeli kültürünün kesiştiği noktalardan biridir. Büyük kazanlarda pişirilir, sonra yağlı bir kaşıkla alınan hamurlar tabaklara değil, sofranın ortasında bir tepsiye dizilir. Ve tam ortasına, aileyi ortada toplayan bir sembol gibi: pekmez ve peynir yerleştirilir.

İşte burada başlar asıl hikâye. Kimisi elini pekmeze uzatır, kimisi tuzlu loru seçer. Ama herkes aynı tepsiden yer. Kaçamak, sofrada birey değil topluluk yaratan, seçenek sunan ama birleştiren bir yemektir.
Ve o sofrada yer alan herkes bilir: Bu sade yemeğin içinde, büyükannelerin sabrı, annelerin ustalığı, çocukların neşesi saklıdır.

Kaçamak bir kurtarıcıdır, evde başka bir şey olmadığında imdada yetişir. Ama aynı zamanda bir tercihtir; sadeliği yüceltenlerin, gösteriş yerine anlamı arayanların seçimi.

Çünkü Kaçamak bir yemek değil, bir kültürdür.
Tabağa değil, gönüle düşer.